Pazartesi - Cuma 09:00 - 19:00 +90 532 441 51 81 merhaba@aurakariyer.com.tr
Pazartesi - Cuma 09:00 - 19:00 +90 532 441 51 81 merhaba@aurakariyer.com.tr

Unvan Fetişizminin Zirvesindeki O Pozisyon: “Herbokolog” (2026)

Unvan Fetişizminin Zirvesindeki O Pozisyon: “Herbokolog”

(Mümkünse Size Nasip Olmasın!)

Pop Art Akımı’nın öncüsü ve modern kültür ikonu olarak kabul edilen Andy WARHOL’un 1968 yılında İsveç’in Stockholm kentindeki kişisel sergisi için hazırlanan broşürde yer verilen o cümlenin adeta bir kehanetin ötesine geçeceğini o günler de kim bilebilirdi.

Andy WARHOL ile özdeşleşen “Gelecekte herkes 15 dakika boyunca dünyaca ünlü olacak.” şeklindeki bu cümle her anlamda günümüzde yaşanacakları bire bir işaret ediyormuş meğerse.

Bugün kullanılan sosyal medya araçları, geliştirilen algoritmalar, dijital trendler ile hazırlanan viral içeriklerin yükselişi sonucunda her kim olursanız olun, dünyanın neresinde bulunursanız bulunun şöhretin kapısını aralamanız için “Paylaş” ikonuna dokunmanız yeterli olabiliyor.

Meşhur olmanın ne demek olduğunu deneyimleyeceğiniz sürenin kısalığı veya uzunluğu ise sağlayacağınız faydadan ziyaden izleyicileri etkileme oranınız ile karşı karşıya kalacağınız tepkinin seviyesine göre değişenlik gösterebiliyor.

Varlığını hissettirme, görünebilme arzusunun her geçen gün farklı formatlarda yansımasını izlediğimiz günümüzde söz konusu başlıkların içinin ne kadar dolu olduğu da bir başka tartışma konusu olarak karşımıza çıkıyor.

Konuyu popüler kültür veya kitle kültürüne yansıyanlar açısından ele aldığımızda ise antropologların, sosyologların dile getirmek isteyeceği pek çok husustan söz edebiliriz.

Prof. Dr. Tayfun ATAY’ın, 2004 yılında kaleme aldığı “Yaşasın Meşhuriyet Çağı! / Popüler Kültürden Kitle Kültürüne Türkiye İzlenimleri” isimli kitabı o dönem toplumumuzda görülen şöhret olma isteğini detaylarıyla ele alan bir örneği sunmaktadır.

Geçmiş yılların, görünür olunup şöhrete açılan kapısı olan televizyon ekranlarının yerini artık günümüzde sosyal medya almış durumda.

Çoğu kullanıcının değişik ilgi alanları doğrultusunda tercih ettiği sosyal medya mecrası değişmekle beraber ortak ilgi alanlarına sahip olan milyonlarca kullanıcı tek bir merkezde toplanabiliyor.

LinkedIn de bu ilgi ve toplanma merkezlerinin başında geliyor.

2009 yılından bu yana üyesi olduğum LinkedIn’i belki de son bir kaç yıldır daha fazla aktif olarak kullanmaya odaklanıyorum. Burasının hazırlanan profilin sergilenip, profesyonel bir ağın oluşturulabildiği yapının ötesine geçerek iş dünyasının nabzının attığı dijital bir iş ekosistemine evrilmiş durumda olduğunu düşünüyorum.

Piyasadaki iş ve insan kaynakları sitelerini domine edip, iş ilanlarının yayınlanması için öncelikle tercih edilen yapıya dönüşmesi bir yana, artık kurumların gerek işveren markaları doğrultusunda kurumsal prestijlerine yatırım yaptığı gerekse yeni yeteneklere ulaştığı 24 saat yaşayan dijital bir platform olarak karşımıza çıkıyor.

Aynı durumun adaylar için de geçerli olduğunu söyleyebilirim. Kullanıcı profilleri artık açılmış olan bir hesabın ötesinde kişisel markanın sergilenerek kariyer yolculuğunun dijital ayak izlerinin takip edilebildiği bir alana dönüşmüş durumda. Vitrin veya pencere benzetmelerinin bu konu adına şu an için yetersiz kaldığını söyleyebilirim.

Zaman zaman burasının da özünü ve anlamını yitirerek başka sosyal medya mecralarına benzediğini söyleyen kullanıcıların paylaşımları da dikkat çekmiyor değil. Platformun merkezinde her ne kadar iş yaşamı olsa da kullanıcıların da birer insan olduğu hatırlandığında ise verilen tepkiler değişebiliyor.

herbokolog


Değişen sizce sadece tepkiler mi?

Oluşturulan profillere, yapılan paylaşımlara yansıyanları nasıl yorumlamak gerekiyor?

Dönemsel olarak yaşanan gelişmeler, trendler LinkedIn’de de etkisini hissettiriyor. Özellikle de kullanıcıların kendisini olduğundan çok farklı göstererek bu mecranın bir fenomeni olma yolunda attıkları adımlar gibi.

Kariyer yolculuğumuz sırasında edindiğimiz unvan veya rütbeler ile görünürlüğümüzü daha da zenginleştirdiğimiz aşikar.

Yalnız burada önemli olan bir konu var ki; o da unvanınız veya rütbeniz her ne olursa olsun sahip olduğunuz uzmanlığınızda gizli.

Kendi işinizde çalışmıyorsanız, çalıştığınız işe bağlı olarak size sunulan unvanı veya rütbeyi her an kaybetme ihtimali ile karşı karşıya olduğunuzu hatırlatmak istiyorum.

Hele ki mevcutta sahip olduğunuz söz konusu o unvanlar özellikle de sosyal medyadaki şöhretinizin veya bilinirliğinizin anahtarı konumundaysa durumun daha da ciddileştiğini söyleyebilirim.

Bir sabah uyanıp unvanlarınızın kuş misali uçtuğunu fark ederek kendi kendinizle baş başa kaldığınızda, elinizin altında hazır bekleyen öz kaynağınız; kendinize ve kariyerinize yaptığınız yatırımın sonucunda ortaya çıkan uzmanlığınız olacak.

Durum böyle iken LinkedIn’de çoğu zaman kullanıcıların adını soyadını geride bırakarak neredeyse profile sığmayan unvanların gerçeği ne kadar yansıtıp yansıtmadığını da tartışmamız gerekiyor.

Hemen her konuda paylaşım-değerlendirme ve yorum yapan, daha düne kadar o konuda herhangi bir uzmanlığı bulunmamasına karşın bir gece sonra kendisini o konunun uzman olarak tanıtıp ahkam kesen, her hafta bir başka konuya odaklanıp daldan dala konmaya çalışan, “ben böyleyim ben şöyleyim…” niteliğindeki paylaşımlar ile akışınızı dolduran kullanıcılar aslında -mış gibi yapabilmenin güzel bir örneği olarak karşımıza çıkıyor. Unvanları ise dallanıp budaklanıyor ve hangisine odaklanacağınızı bilemiyorsunuz. Acaba ulaşmak istediğimiz doğru kişi o mu? sorusu akıllara geliveriyor bir anda.

Bakış açısı değişmediği takdir de böyle bir LinkedIn profilini istediğiniz kadar optimize etmeye çalışın, sonuç yine aynı kalacaktır.

Yapılan paylaşımlarda gerek işverenlerin gerekse iş arayanların sıklıkla vurguladığı “iş bulamıyorum/aday bulamıyorum” söyleminin arkasında uzmanlığın önemsizleşmesi ve deneyimin değersizleşmesi yatıyor olabilir mi, neden olmasın? Tabi ki bu konuda pek çok farklı parametreden konuşulabilir, bunu göz ardı etmediğimi de vurgulamak isterim.

İngilizce’de “Jack of all trades, master of none.” şeklinde söylenen dilimize ise “Her işin adamı, hiç bir işin ustası.” olarak çevirebileceğimiz bu söz bence her şeyi özetliyor.

Bu sözün son dönemde özellikle sosyal medya kullanıcılarının paylaşımlarına yansıyan “Herbokolog” adlandırması ile örtüştüğünü de ilave etmeliyim.

“Ne iş olsa yaparız abi!..” devri çoktan kapandı, bitti ve gitti…

Saman alevi misali uçup gidecek bir şöhret sevdası veya bilinirlik isteği zamanla kariyerimizin yansıması olan bugün ki sosyal medya profillerimizi de ne yazık ki karartabiliyor.

Sahip olduklarımızdan, potansiyelimizden uzaklaşarak bir anlamda kendimizden vazgeçtiğimiz sürecin sonunda aynı anda her şeyi yapmaya çalışıp aslında hiç bir şeyi yapamamayı garanti ediyoruz.

Kariyer açısından düşünüldüğünde güven, sürdürülebilirlik, ne yaptığımızın net olarak anlaşılabilmesi gibi konular bir anda uçup gidiyor.

Halbuki iş dünyasında bizden beklenilen gerçekten bu mu? Günün sonunda iş yerlerimizde görev tanımı, hedef vb. doğrultusunda sonuca ulaşıp ulaşmadığımıza, sorumluluğumuzu yerine getirip getirmediğimize bakılıyor. Sahip olduğun ışıltılı şöhret ise bir anda karanlığa karışabiliyor. Hatta her şeyi olması gereken biçimde yerine getiriyor olsanız bile tüm bunların ön plana çıkma isteğinizin gölgesinde kalma ihtimalini de düşünmek gerekiyor.

Şöhretin, bilinirliğin, dikkat çeken havalı unvanların büyülü bir gücü olduğunu ve kariyerimizde ulaşmak istediğimiz noktaya giden yolu daha da kısaltıp, bizi hızlandırabileceğini de düşünebiliriz. Doğrudur, haklılık payı olan bir yaklaşım. Hatta bu açıdan unvanlarımızı bir fetiş objesi olarak da değerlendirmemiz pek tabi ki mümkün.

Bununla beraber; “Saldım çayıra Mevlam kayıra.” bakış açısından uzak, bilinçli adımların atıldığı, doğru kaynakların doğru biçimde kullanıldığı, değişen koşullara adapte olabilen, uzun vadeli, esneyebilen, bir bakıma çevik, doğru bakış açısı ile gerçek senin kim olduğunu gösteren bir kariyer planlaması doğrultusunda hareket etmenin sonucunda elde edilecek başarıya da lütfen gereken önemi gösterelim.

Kendinizi şefkatle kucaklayıp, olduğunuz gibi kabul edip yeniden tanışarak yine kendinize doğru bir dönüşüm yolculuğuna ilk adımı atmanız temennisiyle.

Ülkemizin pop starı Tarkan’ın bir şarkısında da söylediği gibi; “Başkası olma kendin ol, böyle çok daha güzelsin…”

Murat Babadalı

(Kariyer Danışmanı & NLP Mentor Master)

***

Kariyerinize bir başka pencereden bakmanızı sağlayacak “Bütünsel Kariyer Danışmanlığı” hizmetimiz hakkında bilgi sahibi olmak ister misiniz?

 

#Herbokolog #UnvanFetişizmi #KişiselMarka #KariyerYönetimi #Uzmanlık #LinkedIn